20 Ekim 2011 günü Atina'da ekonomik krizin faturasını halka ödetmek üzere toplanan parlamento'yu kuşatan binlerce kişi, karşılarında Yunan polisiyle birlikte Yunan Komünist Partisi (KKE)'ye mensup sopalı kişileri buldular. Parlamento binası önünde adeta duvar ören KKE ve KKE'ye bağlı düzen sendikası PAME'nin üyeleri, parlamento'ya yönelen anarşistlere saldırarak rejim bekçiliğinde polisten geri kalmadıklarını bir kez daha gösterdiler.

Bu manzara Türkiye'deki işçi hareketi hakkında az buçuk bilgisi olanlar için de yabancı değildi. Sistemi az çok rahatsız eden her işçi eyleminde hareketin karşısına barikat olan sendikacıları yakından biliyoruz. Ankara'ya yolu düşenler Olgunlar Sokak'taki ünlü madenci heykelini de bilirler. Bir maden işçisinin önünde iki çatlak, bir de sağlam cam vardır. İki çatlak cam polis ve ordu barikatını, sağlam cam ise işçilerin önüne çıkan sendika barikatını simgeler.

1991 yılında 100 bin maden işçisi Zonguldak'tan Ankara'ya yürüyüş başlatmıştır. İşçilerin önünü önce polis keser ama işçiler polis barikatını aşarak yola devam ederler. Sonra karşılarına asker çıkar ve işçiler asker barikatını da aşarlar. Ama sistemin kolluk kuvvetleri yalnızca bunlar değildir. Bolu Mengen'de satılık işçi düşmanı bodur sendikacıların barikatı ise 100 bin maden işçisini gerisin geri döndürmeye yetecektir.

Türkiye işçi hareketinin en önemli eylemlerinden birisi sendikacıların Mengen barikatında son bulur. Arzu eden herkes Türkiye'deki radikal sol grupların yayınlarında bir tarama yaparsa bu Mengen barikatının nasıl haklı bir nefretle anıldığını görebilir. Bu kadar da değildir, solun düzen sendikacılarıyla imtihanı. 1996 1 Mayıs'ında sendikacıları kürsüden alaşağı eden Alınteri'cilere sorarsanız onlar anlatacaktır. Daha bu ay Metal-İş ağalarıyla karşı karşıya gelen Kızıl Bayrakçılar da anlatıyor bakın ne diyorlar: http://www.kizilbayrak.net/sinif-hareketi/haber/arsiv/2011/10/17/artikel/170/devrimci-iscile.html
Buraya kadar her şey yolunda ancak iş Yunanistan'da KKE ve PAME'nin parlamento binasını koruma ve kollama çabasına gelince "radikal" solumuz birden dilini yutmuşa dönüyor. Kızıl Bayrak dergisinin günlük haber portalı http://kizilbayrak.net 'te bu yazı yazılırken Yunanistan'da iki günlük militan genel grev haberine bile rastlamak mümkün değil.* Atılım gazetesindeki haberde ise KKE barikatını ve anarşistlere yapılan saldırıyı göremiyoruz. (Bkz: Atılım) Ancak haberdeki kızıl bayraklı fotoğrafa dikkat. Kızıl bayraklı bir grup ellerinde sopalarla bir hedefe saldırıyor. Haberi okuyanlar KKE'lilerin polisle çatıştığını zannedebilir. O zaman bir de şu fotoğrafları karşılaştıralım:


KKE'nin parlamentoyu koruma ve kollama çabası Alınteri gazetesinde de şu şekilde yansıtılıyor: "Sintagma Meydanı'nda, öğlen saatlerinde yüzleri maskeli grupların, Parlamentoyu kuşatan PAME üyelerinin oluşturduğu barikatı aşmak istemesi üzerine çıkan arbedede karşıt gruplar birbirlerine taş, sopa ve molotofkokteyllerle saldırmıştı." Bkz: Alınteri
Gelin PAME üyelerinin parlamentoyu nasıl kuşattığını bir kez de şu fotoğraflarla görelim... Ve KKE'nin türkiyedeki karikatürü TKP'nin yayın organı SOL'un bu haberi veriş biçimiyle bu solun ne kadar sistem dışı olabileceği hakkında biraz düşünelim: Dün Atina'da yaşanan çatışmaların ardından bir açıklama yapan Yunanistan Komünist Partisi, maskeli gruplar ve anarşistlerce PAME'ye yapılan saldırının "emek hareketini sindirmek" amaçlı olduğunu belirterek, "Halk, bu politikaları ve iktidarı devirecek güce sahiptir" dedi (Bkz: SOL)


* Mitoloji ve Gerçek'te bu yazı yayınlandıktan bir gün sonra Kızıl Bayrak'ta konuyla ilgili "Yunanistan'da eylemlere 'sol içi çatışma' gölgesi" başlıklı bir haber / değerlendirme yayına girdi. Sırasıyla KKE'nin, kimi anarşistlerin ve KOE'nin olayla ilgili değerlendirmelerine yer verilen derlemede "tarafsız" bir dil kullanılmaya çalışıldığı dikkat çekiyor. KKE ve TKP'nin politik platform olarak benzerliklerinden elbette haberdar olan Kızıl Bayrak, KKE'nin düzen işbirlikçisi tavrını bildiği halde teşhir ve mahkum etmekten dikkatle kaçınıyor ve bu hiç de sürpriz değil. Bunun nedenleri üzerine ilerleyen dönemde ayrıca değinmek de borcumuz olsun... (bkz: kızıl bayrak)