Mitoloji ve Gerçek - Blogcu


Mitoloji ve Gerçek

11/12/2007 - Molotov-Ribbentrop Paktı



2. Dünya Savaşı öncesi Münih Anlaşması ile Çekoslavakya'nın Südetler bölgesinin Almanya'ya bırakılması üzerine Batı ile yaptığı ittifaklara güveni azalan Stalin, yaklaşan savaş için hazırlıkları tamamlamak için gerekli olan zamanı kazanabilmek maksadıyla Hitler'le anlaşmaya karar verir. Yahudi asıllı Dışişleri Bakanı Litvinov'u görevden alarak yerine Molotov'u atar. Yine 10 Mart'ta verdiği bir demeçte Batılıları bir Alman-Sovyet savaşı çıkarmakla suçladı. Aynı şekilde Adolf Hitler de bir Batı-Sovyet yakınlaşmasından endişe ediyordu. Bütün bu gelişmeler sebebiyle 20 Ağustos'ta Hitler, Dışişleri Bakanı Ribbentrop'u görüşmek üzere Moskova'ya yolladı ve 23 Ağustos'ta da Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı imzalandı. Diğer yönleriyle normal bir saldırmazlık paktı olan bu antlaşmanın gizli maddelerinde Doğu Avrupa üzerindeki Alman ve Sovyet etki alanları belirleniyordu. Bu paktın ışığında Almanya Polonya'ya girecek ve 2. Dünya Savaşı başlayacaktır.


* http://tr.wikipedia.org/wiki/Molotov_Ribbentrop_Pakt%C4%B1

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/12/2007 - Alman Komünist Partisi’nin Moskova’daki Tasfiyesi


Alman Komünist Partisi’nin Moskova’daki Tasfiyesi


Bundan önceki yazımda, 1930’ların başlarındaki Nazi-Stalinist işbirliğine ilişkin, Jan Valtin’in Out of the Night (Ak Press, 2004) adlı kitabından bazı anlatımlara ve alıntılara yer vermiştim. Bu yazıda bu anlatım ve alıntılara devam edeceğim. Ama bu anlatım ve alıntılar, sadece 1930’ların başlarındaki NAZİ-Stalinist işbirliğiyle kısıtlı kalmayıp, Alman Komünist Partisi liderliğinin önemli bölümünün Sovyetler Birliği’ndeki büyük tasfiyeler sırasında nasıl ortadan kaldırıldığını da içerecek.
“Onüç milyon Nazi sekiz milyon sosyal demokrat ve yarım milyon Katolik militanla karşı karşıyaydı. İktidar dengesi beş milyon taraftarı olan Komünist Partisi’nin ellerindeydi... Komünist taban [Hitler’e karşı] mücadelede kararlıydı. Fakat Moskova’da, Komintern İcra Komitesinin Onbirinci Oturumunda, Stalin’in Komünist Enternasyonal’daki borazanı D.Z. Manuilsky ayağa kalkmış ve şöyle demişti:

‘Sosyal Demokratlar, kitleleri kandırmak için Faşizmi kasıtlı olarak işçi sınıfının baş düşmanı ilân etmektedirler. Hitler faşizminin baş düşmanı temsil ettiği doğru değildir...’

“Manuilsky’nin sesi Kremlin’in sesiydi, komünist dünya için kanun demekti. Bu, Alman partisi içinde büyük bir kargaşalığa yol açtı...” (s.312-313)
Bu karışık ortamda, Alman Komünist Partisi’nin önderliği, durumu tahlil etmek üzere Karl Liebknecht House’da bir toplantı düzenler:
“Olağanüstü bir toplantıydı. Tüm parti merkez komitesi, yan örgütlerin liderleri ve hareketli müfrezelerin üyeleri toplantıda hazır bulunuyorlardı. Akşam saat sekizden sabahın beşine kadar süren müthiş bir toplantıydı... Bazıları, Parti’nin tüm öfkesiyle Hitler’e karşı savaşması gerektiğini savunuyordu. Bazıları, Sosyal Demokratlarla bir son dakika ittifakı yapılması gerektiğini söylüyordu. Diğerleri, Nazi darbesinin sosyalist işçileri komünist kampa sürükleyeceğini ileri sürüyordu... Sonunda, Sosyal Demokratlarla dürüstçe bir ittifaka girilmesi yolundaki tüm önergeler yenilgiye uğradı. Eski çizgi hakim oldu.
“‘Siz komünistler, emek cephesini bölen politikalarınızla, Almanya’yı silip süpüren karşı-devrimin baş sorumlususunuz” diye yazıyordu sosyalist basın.
“‘Hainler’ diye haykırarak cevap veriyordu komünist basın, “faşizmin köprüsünü kuranlar.’
Bugün Karl Liebknecht House’daki o karışıklıklarla geçen toplantıya dönüp baktığımda bir ölüler toplantısı beliriyor gözlerimin önünde. Reichstag yangınından sonra, bu ateşli, ama ürün vermeyen toplantıya katılanların çoğu Gestapo’dan kaçmayı başarabildiler. İktidarlarından soyunarak yeniden Moskova’da bir araya geldiler, ama Kremlin’deki efendileri onları başka görevler için kullanmadı. GPU, Gestapo’nun arzuladığı, ama yapamadığı işi yerine getirdi. Kippenberger ve Schubert, Leo Flieg, Birkenhauer ve Hugo Eberlein; Rote Fahne’nin editörleri Suesskind, Knoth ve Nofke; Thaelmann’ın sekreterleri Werner Hirsch ve Meyer; önde gelen Prusyalı komünistler Dr. Lothar Wolf ve Dr. Fritz Halle; yazarlardan Hotopp, C. Hans, Kurt Sauerland ve Emel; Fritz Schulte ve Heinrich Kurella – Imprecorr’un editörleri; Reichtag komünist delegasyonunun garçonne’si Bertha Gropper; ve adları sayfaları dolduracak diğerleri – Heinz Neumann’ın [Neumann, daha önce GPU görevlisi olarak gittiği İspanya’dan GPU tarafından Moskova’ya kaçırılarak idam edilmişti, G.Z.] GPU mezarlığında sona eren kaderini paylaştılar.” (s.318-319)

Tarihten ders çıkartmak gibi bir özelliğimiz ya da yeteneğimiz kaldı mı? Yoksa körlük gerçekten tedavi olmaz bir illet midir?

Gün Zileli
23 Eylül 2007



Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/5/2007 - Bunları biliyor musunuz? -4-

Vsevolod Emilyeviç MEYERHOLD'un 1920-1938 yıllarında Sovyetler Birliği'nde Yeni Devrim Tiyatrosunun baş rejisörlüğünü yaptığını..... Meyerhold  Tiyatrosu”nun Mayakovski’nin Misteria-Buff, Tahta Kurusu, Hamamlar, Gogol’un Müfettiş ve başka oyunlarıyla büyük ün kazandığını..... Meyerhold’un Devingen tiyatrosunda çok önemli bir yeri de ‘Kitle Tiyatrosu’nun tuttuğunu..... 1920 yılında Petrograg’da ‘Kışlık Sarayın Yıkılması’ adlı bir oyunda sekiz bin kişi ile orkestranın beş yüze yakın devrim şarkısı seslendirdiğini.....  Bu deneysel çalışmaların bolşeviklerce hoş karşılanmadığını.....Tiyatro sanatına yaptığı katkılarla da tanınan Meyerhold'un Bolşevik Parti'nin resmi sanat tezleri ile uyuşmazlığa düşmesi nedeni ile 1938 yılında tiyatrosunun kapatıldığını..... Kendisinin gözetim altında tutulmak üzere sürgüne gönderildiğini ve   1940'ta sürgündeyken sorgu sırasında  öldürüldüğünü.....
biliyor musunuz?

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/5/2007 - Bunları biliyor musunuz? -3-

Kısa hikaye ustası ISAAC BABEL'in İlya Ehrenburg tarafından "zamanın en saygın Rus yazarı" olarak anıldığını..... Devrim ve sonrasındaki iç savaş döneminde bolşeviklerin safında yer alarak bizzat savaştığını..... Kızıl Süvariler isimli kitabındaki hikayelerin bu dönemdeki anılarından oluştuğunu..... Hikayi çalışmalarının yanı sıra Sergei Eisenstein'la birlikte tiyatro üzerine çalıştığını..... 15 Mayıs 1939'da Stalin'in emriyle Sibirya'ya sürgüne gönderildiğini ve 1941'de katledildiğini.....
Biliyor musunuz?

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/5/2007 - ÖNCÜLÜK YARIŞI SÜRÜYOR... YOK MU ARTIRAN?..

Öncülük yarışının başlamasının ardından "Mücadele Birliği" dergisinin gençlik eki olan "Genç Yoldaş" dergisi de öncülüğünü ve kendi taktiğinin zaferini ilan etti.. "Sıradaki"ni beklerken şimdi de "Genç Yoldaş"a bağlanıyoruz...


Hiç tartışmasız 1990 sonrasının en etkili ve güzel 1 Mayıs'ıydı. Ve yine hiç tartışmasız, bu, “Taksim politikası”nın, “1 Mayıs'ta 1 Mayıs Alanı'na” şiarının zaferiydi. Bu, Leninistlerin politik zaferiydi. Leninist ısrarcılığın, politik kararlılığın zaferiydi! 15 yıldır tek başımıza üstlendiğimiz tarihi misyonun başarıya ulaşmasıydı. Bu gerçek, karartılamaz bir şekilde tarihteki yerini almıştır. (.....)

Yazının tamamı için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız....
http://istanbul.indymedia.org/news/2007/05/189714.php

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Sansür ve sol... Resmi tarih anlayışının farklı tezahürlerine karşı hafızanın direnişi...

Kategoriler

Kategori yok

Arkadaşlarım

solcularbirligi
emmagoldman
dharmasirana